SAĞLIK

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB); dikkat, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik alanlarında işlevselliği bozacak düzeyde sorunlarla eşlik eden psikiyatrik bir rahatsızlıktır. DEHB bir anda ya da belirli bir olayla ortaya çıkmaz. Çoğu zaman bazı belirtilerinin yetişkinlik dönemine de yansıdığı gelişimsel bir rahatsızlıktır. Bazı kişilerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite birlikte görülebileceği gibi bazı durumlarda aşırı hareketlilik olmaksızın dikkat eksikliğine bağlı sorunlar ön plandadır.

Ebeveyn olarak çocuğunuza yapacağınız en anlamlı iyiliklerden biri yaşama güvenli bir şekilde bağlanmasını sağlamak. Erken dönem çocukluk döneminde bakım verenle ilişkiler sonucu gelişen güvenli bağlanma tarzı, çocuğunuzu yetişkinlik yıllarında da değerli, sevgi dolu, hayata ve insanlara bağlı biri olma konusunda ona sağlam bir zemin oluşturacaktır.

Yetişkin birinin gün içinde ortalama 16 saat uyanık olduğunu varsayarsak, yaşamımızın önemli bir bölümünün (günün üçte biri) iş yerinde geçtiğini söyleyebiliriz. Tıpkı evlilik ilişkisinde olduğu gibi iş yerinde algılanan doyum ya da yaşanan sorunlarda kişinin yaşam kalitesini etkilemektedir. İş yerindeki doyum eksikliği, kişilerarası ilişkilerdeki çözümlenmemiş çatışmalar ve kronik stres pek çok fiziksel ve ruhsal sağlık sorununa karşı bizleri hassas bir hale getirebilmektedir.

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin tanımına göre sınav kaygısı: ” öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı” olarak tanımlanmaktadır. Belirli ölçülerde hissedilen kaygı kişiyi canlı ve motive tutarak amaca yönelik davranışlara güdülemesi anlamında işlevseldir. Ancak yüksek düzeyde yaşanan sınav kaygısı tam ters yönde bir etki yaratarak performansın düşmesine ve pek çok olumsuz duygu, bedensel belirtilerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Bazı insanlar ömür boyu çocuk gibidir; ilgi ister, istemediği bir şey olduğunda buna tahammül etmekte zorlanır, kendi isteklerini hep ön planda tutar. Tam tersi olarak bazı insanlar ise, daha çok küçük yaşlarda çocukluğuna veda edip ”Yetişkin” olmayı öğrenmişlerdir.

İnsanın en temel gereksinimlerinden biri ilişki kurma ihtiyacıdır. Doğumundan itibaren ilişki kurmaya eğilimli olan insan buna rağmen en büyük çatışmalarını, hayalkırıklıkları, kızgınlıklarını da yakın ilişkilerinde yaşar. Bu nedenle dünyanın her yerinde insanlar ilişkilerinde sorun yaşayabilmekte ve üstesinden gelemediğini hissettiği durumlarda da gittikçe daha artan bir şekilde profesyonel yardım arayabilmektedirler. Şema terapi 90’lı yıllarda ortaya çıkan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Özellikle kişilik bozukluklarının tedavisine yönelik geliştirilen şema terapi günümüzde çocuk, ergen ve erişkinlerin yaşadığı pek çok sorun alanına yönelik yaygın bir kullanıma sahiptir. Şema odaklı ilişki-evlilik terapileri de ilişki sorunlarının üstesinden gelme ve kendini daha yapıcı-üretken bir şekilde var edebilmenin yollarını sunmaktadır.

“Günüm geçti, şüpheleniyorum, acaba hamile miyim?” mi diyorsunuz? Bu gibi şüphelerinize ışık tutacak bilgileri bir araya getirdik ve sizlerin bilgisine sunuyoruz.

Gebelikte çoğu kadın tarafından hissedilen belirtiler ve bulgular vardır.

1) İlk muayenede ayrıntılı sorgulama yapılır, ultrason ile gebelik yaşı tayini ve beklenen doğum zamanı hesaplanır. 
Başlangıç tetkikleri istenir.

2 ) 11 - 14. (3-3.5 ay) gebelik haftaları arasında ultrason ile anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülür ve ikili tarama 
testi (zeka testi) istenir. Test riskli çıkarsa amniosentez (bebeğin suyundan örnek alma işlemi) önerilir.

3) 16.-18.(4-4.5 ay) gebelik haftaları arasında bebeğin cinsiyeti belirlenebilir ve gerekli ölçüler alınarak üçlü tarama testi 
(zeka testi) istenir. Test riskli çıkarsa amniosentez (bebeğin suyundan örnek alma işlemi) önerilir.

Tüm üreme çağındaki kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili konularda bilgilendirilerek mortalite ve morbiditeye yol açabilen sağlık sorunlarından basit ve kendi kendilerine yapabilecekleri muayene ve tedbirlerle korunmaları mümkündür.

Kadınların güvenli bir cinsel yaşam sürebilmeleri, üreme sağlığı ile ilgili konularda bazı yanlışlıklar ve hurafelerden kaçınarak doğru bilgilere ulaşabilmeleri düzenli olarak yapılan 15-49 yaş izlemleri sırasında mümkün olmaktadır.

20 yaşından itibaren her kadın, düzenli olarak her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Düzenli muayene kadınların kendi meme dokularını tanımalarını ve oluşabilecek değişiklikleri kolayca fark edebilmelerini sağlar.


 Muayene için en uygun dönem:

  • Adet gören kadınlarda memelerinin daha yumuşak ve daha az hassas olduğu, mensturasyon başlangıcından 5-7 gün sonra.
  • Mensturasyonu olmayan kadınlarda (gebelik, emzirme, menopoz) ise her ayın belirli günü (ayın 1., 3. günü gibi) (Emziren kadınlarda; emzirmeyi takiben, göğüslerdeki süt boşaltıldıktan sonra)
  • Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda; her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.

Pap test, rahim ağzı kanseri ve kötü huylu bir hastalığa dönüşme potansiyeli olan (premalign) değişikliklerin teşhisi için kullanılan, acısız bir tarama testidir. Hücreler jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından yumuşak bir fırça yardımıyla alınır ve incelenmek üzere patoloji laboratuarına gönderilir. Jinekolojik muayene içinde sadece birkaç dakika sürecek kadar kısa bir işlemdir. Smear testinin pozitif yani anormal çıkması bir problem olduğunu ve tanıya yönelik ileri testler yapılması gerektiğini işaret eder.

Siz sadece bir aktivite olarak görüyor olsanız da, aslında seks; hem cinsel hayatınıza hem de sağlığınıza birçok fayda sağlıyor. Bu yazımızda sekse farklı bir gözle bakmamızı sağlayacak, bilimsel araştırmalara dayalı bilgilere yer verdik. İşte seksin hayatımıza sağladığı faydalar: